İslamisiginda.com
İslâm Işığında | www.islamisiginda.com | بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Ana Menü
  • Anasayfa
  • İletişim
  • Allah(c.c)
  • Allah'ın(c.c) Kelamı
  • Allah'ın(c.c) Sıfatları
  • Esma ül Hüsna
  • Hz.Muhammed(sav) MEKKE DEVRİ
  • Siyer
  • İslam'dan Önceki Hali
  • Mekke Şehri ve Kâbe
  • O'(SAS) Dünyaya Geliyor
  • Peygamberimizin Soyu
  • Sütanneye Verilmesi
  • Annesini Kaybediyor
  • 1. Şam Seyahati
  • Hılfulfudul Cemiyeti
  • 2.Şam Seyahati
  • Hz. Hatice İle Evlenmesi
  • Hakem Seçilmesi
  • İlk Vahiy ve Peygamberlik
  • İlk Müslümanlar
  • İşkenceler
  • Hebşistana Hicret
  • Hz.Ömer'in Müsl. Oluşu
  • Kabe'de İlk Namaz
  • Boykotlar
  • Hüzün yılı
  • Taif yolculuğu
  • Birinci Akabe Biati
  • Miraç Mucizesi
  • İkinci Akabe Biati
  • Hicret Hazırlıkları
  • Sevr Mağarası
  • Bulana 100 Deve
  • İlk Cuma Namazı

  • MEDİNE DEVRİ
  • Kardeşlik Bağaları
  • Yahudilerle Vatandaşlık
  • Mescid-i Nebevî
  • Hz. Aişe İle Evlenmesi
  • İlk Ezan
  • Savaşa İzin verilmesi
  • Kıblenin Kabeye olması
  • Bedir Harbi
  • Zekat ve Orucun
  • UHUD SAVAŞI
  • Okçular
  • Mübarek Dişi
  • İrşad Heyeti İhanete..
  • Raci' Vakası
  • Bi'ri Maune vakası
  • Benî Nadir Gazası
  • HENDEK SAVAŞI
  • Müreysi G. ve Teyemmüm
  • Kabeyi Ziyaret
  • Hudeybiye anlaşması
  • Hayber'in Fethi
  • Hükümdarları Davet
  • Mü'minlerin Kabe Ziyareti
  • Huneyn Gazası
  • Mute Harbi
  • Taif Kuşatması
  • Kabileler İman Ediyorlar
  • Tebuk Gazası
  • Mescid-i Dırar
  • Veda Haccı ve Hutbesi
  • Sona Peygamber Ordusu
  • O (SAS) Hastalanıyor
  • Hakka yürüyor
  • Yüksek Ahlakı
  • Zevceleri
  • Evlâdı
  • Sahabiler
  • Ebi Vakkas
  • Talha B. Ubeydullah
  • Kuran'ı Kerim Dinle

    Hava Durumu
    İSTANBUL
    ISTANBUL
    Toplist Webmasterim.Com
    İslam'dan Önceki Hali
    İslamdan Önce İnsanlığın hali

        Peygamberimiz Aleyhisselâm İslâm Dinini insanlara bildirmek vazifesiyle gelmezden önce, insanlık âlemi iki büyük devletin tesiri altında yaşıyordu. Bunlar Peygamberimizin memleketi olan Arapistan Yarımadasına komşu bulunan Bizans ve İran Devletleri idi. Yine insanların inandıkları, yolunda gittikleri dinler arasında Hıristiyanlık, Musevîlik mecusîlik ve putperestlik hüküm sürüyordu. Fakat Bizanslıların, Romalıların inandıkları din olan Hıristiyanlık, İncil'in eski devirlerden beri değiştirilip aslından uzaklaşılmasıyla İsa Aleyhisselâmın getirdiği şeriatla büyük ölçüde ilgisini kesmişti. Üstelik Roma medeniyetinin putperestliği, kötü ahlâkı, her türlü perişanlığı da dinî inançlara karıştırılmış, iş çığırından çıkmıştı. Papazların şahsî düşüncelerine göre, din hükümleri çıkarttıkları, para ile Cennet sattıkları, günahkârları afvetme gibi hayâllere daldıkları Hıristiyanlığın bir de üçlü ilâh sapıklığına bulaşmasıyla da hak dinle uzaktan yakından hiç ilgisi kalmamıştı.

    Yahudilerin sahip çıktığı Musevîlik ise, yine bu milletin kendi sapıklıklarını din içine sokmalarıyla, Musa Aleyhisselâmın getirdiği şeriattan uzaklaşmıştı. Yahudiler, kendi peygamberlerinden sonra yeni bir şeriatla gelen İsa Aleyhisselâma düşmanlık yapmakla da hak yoldan tamamiyle mahrum olmuşlardı.

    İranlılar da, Mecusîlik adı verilen ateşperestlik yani ateşe tapma gibi sapık bir dinin içindeydiler. Araplar ise putlara tapıyorlardı. Bu arada komşuları olan Hıristiyan ve yahudi milletlerin tesirinde kalarak bu dinlere girenleri de vardı. Ancak bunlar, putperest Araplara göre oldukça az, bir kısım kabilelerdi. Zaten putperest düşünce ve davranışlar, Hıristiyanlık ve yahudilik gibi diğer dinler içerisine de girmişti.

    Araplar içerisinde İbrahim Aleyhisselâmın şeriatı üzerine devam eden, Allahü Teâlâ'nın birliğine iman eden "Hanifler" de vardı. Ancak bunlar adetleri belli olacak kadar az bir sayıdaydılar. Araplar ahdine vefâ göstermek, müsafire ikramda bulunmak, sünnet olmak, tırnak kesmek gibi Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail'den kalma bazı sünnetleri de yapıyorlardı. Ne var ki, hak din üzere olmadıkları için cahillik onları esir etmişti.

    Cehaletin getirdiği kötülükler içerisinde, kabileler arasında kan davaları sürüp gidiyordu. Sadece haram ay sayılan Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem denilen dört ayda harbi bırakıyorlardı. Kabileler halinde idare olunduklarından, Kabe'de her kabileye ait olmak üzere 360 adet put doldurulmuştu. Kurulan panayırlarda, yaşayış şartlarından çok ileride edebiyat yarışmaları yapılıyor, şairler ve hatipler insanları hayli tesir altında tutuyordu.

    İnsan hakları ayak altına alınmış, güçlüler zayıfları eziyor, köleler ve esirler içler acısı bir halde yaşıyor, kadınlara önem verilmiyor, kız çocukları geçim sıkıntısı veya damat ayıbı korkusuyla diri diri toprağa gömülüyordu. Ahlâksızlık her tarafı kaplamıştı.

        İşte gerek Arabistan Yarımadası'nın içine düştüğü cahillik, gerekse Bizans ve İran Devletlerinin hüküm sürdüğü yerlerdeki sapıklık ve ahlâksızlık, birbirinden aşağı kalır şekilde değildi. Bütün insanlık âleminin karanlık bulutlar altında ve karışıklık içerisinde yaşadığı bir devirde, onları bu alçak ve bayağı hayattan kurtarıp ebedî kurtuluş ve saadete ulaştıracak bir Peygamber bekleniyordu. Hıristiyan ve yahudilerin mukaddes kitapları böyle bir peygamberin geleceğini, zamanının yaklaştığını bütün alâmetleri ile müjdeliyordu. Bu peygamberin Hazreti İbrahim soyundan, Mekke taraflarından çıkacağına dair bilgiler veriliyordu.


    © 2010 İslam Işığında
    Bu Site Tamamen الله'ın rızasını kazanmak için yapılmıştır.
    İslâm alemine armağan edilmiştir.